banner51

Bu haber kez okundu.

''F.Bahçe böyle şampiyon olamaz''
 Şansal Büyüka, Milliyet gazetesinden Bilal Meşe'yle yaptığı söyleşide Fenerbahçe'yi hem eleştirdi hem de uyardı. İşte Büyüka'nın yorumları:

İki haftalık Milli Takım arası sonrasında yeniden Süper Lig’e döndük. Değişen bir şey olmadı. Fenerbahçe galibiyeti yine son dakika golüyle kazanırken, oynadığı futbolla eleştirilerin odak noktasını oluşturdu. Gelecek adına ise kötü sinyaller verdi.

Dobra Dobra olarak usta kalem Şansal Büyüka’dan, Fenerbahçe’yi kantara çıkarmasını istedik:

* “Fenerbahçe bu 9 puanlık farkı, rakibe her alanda basan, nefes aldırmayan, kaleye yüzünü döndürmeyen, çabuk kaleye giden, yan pas yapmayan oyun anlayışıyla ulaştı. Antalya’da, ilk on dakika dışında bunların hiç birisi yoktu. Fenerbahçe, gece dokuzda yatacak çocuğa masal anlatır gibi bir oyun oynadı. Bu Ersun Yanal’ın anlayışı olamaz. Artı, bu anlayış Fenerbahçe’yi şampiyonluğa götürmez.”

Büyüka’yı ilk kez Fenerbahçe konusunda bu kadar karamsar bulduk. Ona göre liderin son 3-4 haftadır düşüşe geçen bir futbolu var:

*“Yanal’ın dinamik futbolu takımına yeniden kazandırması lazım. Her hafta 90. dakika golleri devam eder mi? Bu futbolun doğasına aykırı. Ancak 20 dakika basıp sonra 5 dakika yan pasla dinlenirsiniz. Sonra vites yükseltmeniz gerekir. Fenerbahçe yükseltemiyor.”

Niye, ne eksik?

* “Fenerbahçe’nin en büyük şansı, Sow, Webo ve Emenike’dir. Üçü birden iyi oynarsa, karşı takımın vay haline... İkisi iyi oynadığı zaman Fenerbahçe rahat kazanıyor. Sadece biri oynarsa da kazanıyor, ama böyle kazanıyor. Bu üç silahşörden ikisi iyi oynamadığı zaman Fenerbahçe sonuca sıkıntılı ulaşıyor. Sıkıntının temelinde bu faktör var. Emenike’nin attırdığı gole bakın, fırtına gibiydi... Bunu Ronaldo yapsa, ‘Vay anasını’ diyoruz. Evet, Emenike ‘vay bee’ dedirtecek cinsten bir gol attırdı. Bu asistten önce etkisizdi. Kişisel oynayan bir oyuncu Emenike. Sow ile Webo’da ise şu var; Atıyorlar, ancak kaçırıyorlar da...”

Ama kazanan, haklıdır:

* “Kazanan hep haklıdır klasik bir ifade. Fenerbahçe bu eski anlayışa bürünürse yakında bir darbe yiyebilir. Bu puan farkı, laubaliliği de birlikte getirdi, hoca da bunun farkında. Son vuruşlarda bunu gözlemledik. Ancak futbolun şakası olmaz. Fenerbahçe’nin orta sahadan geriye dönüşlerinde gözlerime inanamadım. Sanki ayaklarında külçe vardı”

Siz, Ersun Yanal’ın sistemini çok beğeniyordunuz, bugün ne oldu, eleştiriyorsunuz?

* “Ersun Yanal’ın son 2-3 maçtaki sistemi beni tatmin etmiyor. Ondan önce ediyordu. Ben savaşan, hızlı hücuma çıkan, rakibin ensesinde oynayan bir anlayışı seviyorum. Ersun hoca Trabzonspor maçı da dahil çok iyi yapıyordu. Ancak şu anda büyük bir düşüş var.”

Ancak Ersun hoca, ‘şampiyonluk böyle gelir’ diyor:

* “Yanal’ın şampiyonluk böyle gelir sözünde, son dakika golleri ile kazanmak çok net yer alıyor. Ama dediği de doğru. 4 maç, son dakikada birer puan yerine üç puan aldılar. Bu da 8 puan yapar. Bir de şu gerçek var. Fenerbahçe’nin performansı ne kadar kötü olursa olsun Galatasaray’dan daha iyi.”

Beşiktaş derbisi nasıl biter?

* “Kadıköy’deki derbi ortada olacak. Normal kadrosuyla sahaya çıkan bir Beşiktaş, iyi bir rakip olacaktır. Kadıköy’de zaman zaman Fener’i sıkıştıran bir Beşiktaş gördük. Tabii ki Kadıköy’de favori Fenerbahçe’dir. Ama bugün hangi takım hangi takımla oynarsa favori gösterilemiyor. Kadıköy’de üç sonuç da çıkabilir. Kılpayı Fenerbahçe’nin avantajı var. Saha ve seyirci Fenerbahçe’nin en büyük avantajı bunlar.”

Tünelin ucu karanlık

Yarının işleri ümit millilerde olur. Bugünün milli takımlarında bugünün en iyileri oynar. Almanya’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan futbolcu getirmekle bu işler yürümez. Şu anda tünelin ucu karanlık, ışık gözükmüyor. Bu yüzden yerli üretime girmemiz şart.

İmparator Fatih Terim’in uzun soluklu sözleşmeyi imzalamasından sonra, yazılı-görsel medyada fırtınalar koptu. Tecrübeli hocanın sözleşmesi ve alacağı ücret üzerine yorumlar aldı başını gidiyor, biteceğe de pek benzemiyor. Federasyon, topuyla tüfeğiyle her şeyi Terim’e teslim ederken, unvan değişikliğine de gitti.

Büyüka’ya göre unvan çok önemli değil... Niye?

“Çünkü Fatih Terim isminin önüne hiçbir şey geçemez. O bir markadır. Fatih Terim isminden büyük bir kartvizit olamaz da ondan”

Usta, Milli Takım’da ‘hatır-gönül’ işlerine de artık son noktanın konmasının şart olduğunu da anımsattı:

“O artık Türkiye’nin teknik direktörü oldu. Terim, kulüplere baskı yaparak, bir altyapı şeklini biçimlendirmesi gerekir. Bölge antrenörlerine çok dikkat etmesi gerekir. Hocanın, eş, dost, hatır gönülle değil, bu işin hakkını verecek bir ekiple yola çıkması şart.”

Nasıl yani?

“Hoca, her dediğine ‘evet’ diyeni sever, bunu biliyoruz. Ancak bu işlerin en iyileriyle çalışması gerekir.”

K.İrlanda ve Belarus maçlarına rotayı çevirdik Usta’yla...Büyüka, bu konuda, “Yarının Milli Takım’ı olmaz. Ben yine her şeyi eskilerde gördüm” diyor ve ardından ekliyor:

“Yarının işleri ümit millilerde olur. Bugünün milli takımlarında bugünün en iyileri oynar. Yaşı ister 35, ister 25 olsun, fark etmez. İyiyse A Milli Takım’da oynar. Tüm dünyada bunun örnekleri var. Bunu yaparken, Ümit Milliler’den de adam almanın yollarını aramanız gerekiyor.

Almanya’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan futbolcu getirmekle bu işler yürümez. Şu anda tünelin ucu karanlık, ışık gözükmüyor. Almanya uyandı, ‘ya bende ya da orada oynarsın’ diyor. Bu yüzden yerli üretime girmemiz şart. Fatih hocaya güveniyorum.Yeter ki, ben merkezli anlayıştan sıyrılsın. Daha paylaşımcı, katılımlı bir uygulama ile Fatih hoca başarılı olabilir.”

2016’nın Terim’in yedi yıllık dönemi için ölçü olacağını da söyledi Büyüka:

“Önümüzdeki iki yıllık durum Fatih Terim’in 7 yıllık dönemi için çok önemli. Çok acımasız bir piyasa bu. Hocanın aldığı parayı kimse dilinden düşürmüyor. Sanki zorla almış gibi. Bu yirmi yıllık kariyerin karşılığı. Ama bu iki yılın sonunda Fransa’yı bulamazsak Fatih hocayı çok yorarlar, çok sallarlar. Kalan yıllar güven ortamını koruma açısından çok sıkıntılı geçebilir. Bunun için Fatih hoca her cephede liderlik yapacak. Sorumluluk verdiği kişilere hesap soracak. Hem üst, hem de altyapıda yeni tohumlar atacak ve onların yeşermesini bekleyecek.”

Beşiktaş’ın kıymetini bilsinler

Beşiktaş’ta Almeida ve Fernandes krizi var. Neredeyse kaosa dönüştü. Her iki tarafta direniyor:

*“Riera’ya Betis talip olmuş. Bir yarı için teklif ettikleri para 250 bin euro. Bu oyuncu Galatasaray’dan bir yarı için 1.5 milyon euro alacak. Fernandes ile Almeida nereye giderlerse gitsinler Beşiktaş’ta kazandıkları parayı hiçbir yerde kazanamazlar. Beşiktaş’taki huzuru hiçbir yerde bulamazlar. Beşiktaş’ta yakaladıkları mutluluğu hiçbir yerde yakalayamazlar. Kıymetini bilsinler giydikleri formanın. Ben bu konuda yönetimin arkasında duruyorum. İmza parası istiyorlar. İmza parası ilk geldiklerinde olur. Sen bu kulübün oyuncususun, ne imza parası?”

Yönetim, şampiyonluktan çok stadı düşünüyor. Ancak Beşiktaş taraftarı zirve istiyor:

“Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’ye ilk başkan olduğu zamanlar ne kadar kötü gitti. Seyirci ‘Stat yapılıyor’ diye sustu. O zamanlar Fenerbahçe altı ayda, bir senede bir kongreyi alışkanlık haline getirse Aziz Yıldırım’ı elli defa götürürlerdi. Stadın hatırına sabrettiler, Fenerbahçe çağ atladı. Beşiktaş’ın stadı da şampiyonluk kadar önemli. Seyirci ‘bana ne’ diyor, bu olmaz. O stadın konforunu seyirci görecek. Ekonomi düzelecek, daha iyi kadro kurulacak. Bir kulübün büyüklüğü her sene aldığı kupa ile ölçülmez. Bunlar büyüklüğünü şampiyonluğa endeksleyen kulüpler değil”

Galatasaray’a ters

Taraftarın Florya’ya gitmesi, Galatasaray’ın prensipleri ile örtüşmüyor. Belli ki bu yönetim izniyle yapılan bir hareket. Peki, o zaman niye arka kapıdan alınıyorlar? Yaptığınız iş doğruysa, niye gizlilik tercih ediliyor?

Büyüka ile gündemi kovalamaya özen gösteriyoruz. Süper Lig’de haftaya damgasını vuran diğer bir mücadele ise bol kırmızı kartlı Galatasaray - Sivasspor maçı. Selçuk- Melo ikilisinde gözle görülür bir çıkış var:

* “Melo bu sezon çok iyi oynuyor. Bu senenin en iyilerinden biri Egemen demiştim, biri de Melo. Ben Selçuk ve Melo’nun iyi oyununu Drogba’nın kenara gelişine bağlamam. Drogba varsa oynar. Drogba’nın formsuzluk nedeniyle kenara alındığını düşünmüyorum. Milli takımdan geldi, Real Madrid maçı var. Hoca da Drogba’yı dinlendirmek istedi. Ne var ki Drogba’da oynasa Burak merkezde olmalı. İki sezon 65-70 gol atmış adamı kenara çekmek Galatasaray’a zarar veriyor. Burak merkezde oynarsa hemen hemen her maçta gol atar. Gördük ki, merkezde oynayınca daha verimli oluyor. Dileriz Mancini de bunu görmüştür.”

Cim- Bom’da Drogba sorunu var mı?

* “Galatasaray’da Drogba sorunu yok. Ancak Drogba’nın takım arkadaşlarına saygılı olması gerekiyor. Oyun 2-1...İsterse son dakika olsun olağanüstü bir penaltı atmış Selçuk. Onu da Selçuk atmalı. Her jesti de Selçuk’tan beklememek gerekiyor. Drogba takımda baba pozisyonunda. Babalar küçüklere daha iyimser yaklaşmalı.”

Galatasaray’da alışık olmadığımız bir olay gerçekleşti...Taraftarlar Florya’ya gitti, uyardılar, hatta hesap sordular:

* “Bunu doğru bulmuyorum. Seyirci motive edecekse, Sivas maçında niye kötü oynadılar? Ayrıca bu davranış Galatasaray’ın prensipleri ile de örtüşmüyor. Belli ki bu, yönetim izniyle yapılan bir hareket. Peki, o zaman niye arka kapıdan alınıyorlar? Yaptığınız iş doğruysa, niye gizlilik tercih ediliyor?”

Terim, dönemlerinde böyle bir şey yaşanmadı:

*“Terim olsa böyle bir şey olmazdı. Ben Florya’da düzenin temelden sarsıldığına inanıyorum. Düzelip düzelmemesi, Florya’nın başına gelecek ismin yeteneğine bağlı.” Fatih hoca Galatasaray’a gelmeden önce ‘Florya düzelmeden, Galatasaray düzelmez’ düşüncesi ön plandaydı.

Şimdi de aynı şey geçerli. Fatih hocadan sonra bir otorite boşluğu oldu. Taraftarın oraya girmesi, negatif bir gelişmedir, sakıncalıdır, Galatasaray’ın gelenekleriyle ters orantılıdır. Alışkanlık yaparsa, kötü olur.”

En zengini Kasımpaşa!

Söyleşilerimizde büyük takımları işliyoruz, ama Süper lig’de bir Kasımpaşa gerçeği var.

*“Kasımpaşa, Bursa’da da kazanabilirdi. Pozisyon buldu, atamadı. Fenerbahçe için Bursa ve Galatasaray karşılaşmaları test maçları demiştik. Ben Kasımpaşa için kullanıyorum bunu. Kasımpaşa’nın Galatasaray maçı test maçı. Ardından da Beşiktaş karşılaşmasının sonucuyla Kasımpaşa’nın ligi nereye kadar zorlayacağı görülebilir. Şöyle bir gerçek var. Şu anda ligin hücum zenginliği en fazla olan takımı Kasımpaşa. Çok güzel gol atıyorlar. Fazla adamla pozisyon yakalıyorlar. Hiçbir takımda bu zenginlik yok.”

Trabzonspor’un şansı Onur’dur

Süper Lig’e damgasını vuran bir başka mücadele ise Trabzonspor - Eskişehir...Benzetme yerindeyse, kıran - kırana geçti:

“Bunca yıldır bu işi yapıyorum. Rakamların bu kadar çelişkili olduğu bir maçı ilk defa görüyorum. Eskişehir’in farklı kazanması gereken bir maçtı kaybetti. Onur formda değil, çok formda. Bunun yanında şöyle bir gerçek var, yıllardır aynı istikrarla gidiyor. Bu kolay değil. Yakın zamanda ‘Onur ne kadar kötü gol yedi’ dediğimiz bir pozisyonu hatırlamıyoruz. 30 maçta da bir tane olsun.

Trabzon’un en büyük şansı Onur.”

Sergen o kadroyu adam eder

Haftanın diğer olayı da ekranlara veda eden, teknik adamlığa soyunan Sergen Yalçın: 


“Sergen, bu ülkede benim tanıdığım en iyi futbol zekasına sahip kişi. Bu zekasının tamamını yansıtamaz oyuncularına. Yarısını yansıtsa Gaziantep tehlikeli bölgeden uzaklaşır. Gaziantep’in stoperi dışında kötü bir kadrosu yok. Sergen o kadroyu adam eder. Ancak para işini bir raya oturtması lazım. Teknik adamlık biraz özel hayattan kısıntı gerektiriyor. Bunu yaparsa Sergen teknik adamlık yapar. Futbolu, diplomalıların çoğundan iyi bilir. Sergen diplomasız diplomalı benim için.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol